Mevlânâ, Din Diplomasisinin Evrensel Dili Olarak Küresel Etkisini Sürdürüyor

ANKARA / TEKHA

Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, “Din Diplomasisi Bağlamında Mevlânâ ve Evrensel Barışın Dili” başlıklı değerlendirmesinde, günümüz dünyasında kültürel ve manevi değerlerin diplomasi alanındaki artan rolüne dikkat çekti. Bayraktar, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin yalnızca tarihsel bir şahsiyet olmadığını, aynı zamanda evrensel barışın dili olarak günümüzde de etkisini sürdüren güçlü bir figür olduğunu vurguladı.

Yumuşak Güç ve Din Diplomasisi Ön Plana Çıkıyor

Küresel sistemde güç dengelerinin artık sadece askeri ve ekonomik unsurlarla belirlenmediğini ifade eden Bayraktar, yumuşak güç kavramının giderek daha fazla önem kazandığını belirtti. Ülkelerin kültürel ve manevi değerlerini diplomasi aracı olarak kullanmak zorunda kaldığını söyleyen Bayraktar, bu noktada Mevlânâ’nın Anadolu irfanının en güçlü temsilcilerinden biri olarak din diplomasisinde önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.

Mevlânâ Kapsayıcı Diplomasi Anlayışı Sunuyor

Geleneksel diplomasi anlayışının çoğunlukla çıkar çatışmaları üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken Bayraktar, Mevlânâ’nın yaklaşımının ise insanlık ortak paydasına dayandığını ifade etti. Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” çağrısının uluslararası ilişkilerde ihtiyaç duyulan kapsayıcılığın en güçlü ifadelerinden biri olduğunu belirtti.

Bayraktar, Mevlânâ’nın din diplomasisindeki etkisinin evrensel hitabet gücünden kaynaklandığını, farklı inanç ve kültürler arasında diyalog kurulmasına katkı sağladığını ve bu yaklaşımın toplumlar arası önyargıların azaltılmasında önemli rol oynadığını söyledi.

Kültürel Bağlar Türkiye’nin Diplomatik Gücünü Artırıyor

Mevlânâ’nın düşüncelerinin geniş bir coğrafyada karşılık bulduğunu vurgulayan Bayraktar, bu durumun Türkiye’nin uluslararası ilişkilerine de olumlu katkı sunduğunu ifade etti. Konya’dan yükselen bu manevi mirasın Afganistan’dan Balkanlar’a, Amerika’dan farklı coğrafyalara kadar ulaşmasının, Türkiye’nin bu bölgelerle kurduğu ilişkilerde doğal bir kültürel zemin oluşturduğunu kaydetti.

Rûmî öğretisinin bireyin iç dünyasında barışı tesis etmeyi esas aldığını belirten Bayraktar, bu anlayışın toplumsal barışa da önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Sanat ve Estetik Diplomatik Etkiyi Güçlendiriyor

Din diplomasisinde sanat ve estetiğin önemine de değinen Bayraktar, Mevlevîlik geleneğinde yer alan sema mukabelesinin güçlü bir anlatım dili sunduğunu ifade etti. Sema ritüelinin estetik, müzik ve felsefenin birleştiği evrensel bir mesaj taşıdığını belirten Bayraktar, bu tür değerlerin ülkelerin uluslararası imajını güçlendirdiğini söyledi.

Türk dizileri ve edebiyatının küresel başarısına da dikkat çeken Bayraktar, Mevlânâ gibi değerlerin doğru şekilde işlenmesinin Türkiye’nin kültürel ve dini diplomasi gücünü artırdığını ifade etti. Batı dünyasında Rûmî’nin en çok okunan şairlerden biri olmasının da bu süreci desteklediğini vurguladı.

Din Diplomasisi Evrensel Barışın Anahtarı

Mevlânâ’nın pergel metaforuna da değinen Bayraktar, bir ayağın kendi değerlerinde sabit kalırken diğer ayağın dünyayı kucaklaması gerektiğini belirtti. Din diplomasisinin inancı bir çatışma unsuru olmaktan çıkararak barış dili haline getirdiğini vurgulayan Bayraktar, Mevlânâ’nın bu anlayışın en önemli temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti.

Bayraktar, dillerin yetersiz kaldığı noktada gönül dilinin devreye girdiğini belirterek, Mevlânâ’nın dilinin her dinden ve milletten insanın anlayabildiği evrensel bir dil olduğunu dile getirdi.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu